SAĞLIKLI RUH SAĞLIKLI BESLENME

Published by

on

Duygusal Beslenme Nedir?

Duygusal beslenme kısaca olumsuz duyguların bastırılması, olumlu duyguların da tekrar yaşanması için yapılan beslenme davranışıdır.

Psikoseksüel gelişim evrelerinden oral dönemin (doğumdan itibaren 3 yaşa kadar uzayan süreç) getirdikleri dahi bu durumu etkileyebiliyor. Şöyle ki bu dönemde doyuma ulaşamamış örneğin; bir nedenden dolayı aniden emzirmenin erken bırakılması ya da aşırı doyuma ulaşmış bireylerde oburluk görülebilmektedir. Bununla birlikte ağzın kullanılacağı tırnak yeme, sigara bağımlılığı gibi alışkanlıklar da olabilmektedir.

Bir diğer duygusal beslenme de öğrenilmiş davranış şeklindedir. Kişi bir şekilde bunu öğrenir. Ancak benim en sık karşılaştığım erken çocukluk döneminde ( danışanlarımın hatırlamaya başladığı yaşlar olduğu için bu şekilde belirtiyorum. Ek gıdaya geçiş dönemi hatta emzirme de dahil edilebilir.) Ne zaman çocuk olumsuz duygulara kapılsa ve bunu ifade etmek için huysuzlansa besleme yoluyla bunun bastırılmaya çalışılması. Yetişkin olduğunda da bu davranışı kendiliğinden yapacaktır.

Bu durumun tersi de söz konusu olabilir. Çocuğun dış motivasyonunu sağlayabilmek adına ödüller verilmesi… Örneğin; çocuk bi başarı elde ettiğinde çikolatayla ödüllendirilmesi ve bu durumun tekrarlanması.

Kutlamalar da aynı şekilde etki edebilir. Örneğin çocuk ailede şunu görmüşse; akrabalar bir araya geldiğinde pasta kesilir, yüksek kalorili, yoğun yiyecek ve içecek tüketilir. Çocuk da bu şekilde öğrenir.

Bir diğeri de çağrışımlı besin öğrenmedir. O da şu şekilde gerçekleşir. Kişi hayatının bir döneminde bir besinin bir başka besinle birlikte tüketileceği konusunda davranış değişikliği gerçekleştirir. Örneğin; pastayla kola içilir. Sigarayla tatlı yenir gibi.

Bahsettiğim pozitif durumların etkenlerinden birisi de reklamlardır. Yukarıda örnek verdiğim olumlu durumlar ( kişide çağrıştırdığı duygular) eşliğinde çöp gıda diye tanımladığımız besinlere yer verilir. Bazen de besinlerin yanında başka bir besin ya da içecek yer alır. Ramazan ayında iftar sofralarında kola reklamı ya da sahur da sürülebilir çikolata gibi.

Ebeveynler Neler Yapmalı?

Ebeveynlere en öncelikli tavsiyem, beslenme konusunda çocuklarının üzerine gitmemeleri. Anne ve babalar olarak çocuklarımızın iyi (özellikle iyi yazdım. Çünkü göreceli bir kavram. Hangimizin ” iyisi neyse o” )beslenmesini istiyor olabiliriz. Ama çocuğumuz da bu dünyaya gelmiş bir BİREYDİR. İleride problem yaşamasını istemiyorsanız bugün sağlıklı sınırlar içerisinde özgür bırakın. Çocuğunuza her gün yumurta yedirmeye çalışıp da beslenmeyi ona işkence haline getirmeyin veyahut ta onda şu düşüncenin oluşmasına engel olun: ” Ben yemezsem annem benimle ilgilenir, oynar.” (Bu düşüncenin oluşmaması için de gene çocuğumuzu beslenme konusunda özgür bırakmalı, sizin belirlediğiniz miktarlarda yemesi konusunda ısrarcı olmamalıyız.)

İkinci tavsiyem çocuğunuzun o duyguyu yaşayıp sakinleşmesine izin verin.

Anne ve baba olarak ne hayaller kurdunuz, dünyaya gelmesini dört gözle beklediniz değil mi? Ancak hayalleriniz gerçekleşirken bir yandan da olumsuz durumlar olabiliyor. Çocuğunuzun huysuzlanması, ağlaması, agresif tepkiler vermesi hiç hoşunuza gitmiyor ve sussun/dursun istiyorsunuz. Burda önemli nokta sizin sakinliğinizi korumanız ve çocuğunuzun sakinleşmesine olanak tanımanız.

Uzman olarak beslenme açısından değerlendirirsem; çocuk sussun diye eline çöp gıda vermeyin ya da (özellikle oral dönemdeki çocuklara yapıyorlar) ağzına bir şeyler verip onların duygularını bastırmaya çalışmayın. Dijital ekran karşına alıp beslemeye (uykuda besleme) çalışmayın. Geçmişte bu şekilde duygusu bastırılan çocuk gelecekte de olumsuz olgular karşısında çöp gıdayla veya yüksek kalorili besinlerle veyahut ta tıkınırcasına yeme davranışıyla duygularını bastırmaya çalışıyor, obeziteyle/ beslenme bozukluklarıyla birlikte travmalarını ve geçmişteki duygularını ve inançlarını ne yazık ki Geleceğe taşıyorlar.

Duygusal Beslenmesi Olan Yetişkinler Ne Yapmalı?

Öncelikle şunu belirtmek faydalı olacaktır. Duygusal beslenme herkeste olan bir durum. İnsan olarak hepimizin duyguları var ve onları bir kenara bırakıp “Haydi şimdi yemek yiyelim,” demiyoruz. Yediğimiz besinlere onları da katıp tüketiyoruz aslında.

Burda önemli nokta duygusal beslenmenin tanımında da bahsedildiği gibi fizyolojik açlığımızdan dolayı değil de olumsuz duyguları bastırmak için ya da olumlu duyguları tekrar yaşamak için beslenmektir. Eğer böyle bir durum varsa tek yapmanız gereken uzman desteğidir. Bir beslenme uzmanı ile görüşüp program belirledikten sonra fizyolojik açlığınız sona erecektir. Duygusal açlık içinse gene uzman desteğiyle birlikte psikoterapi almanızda fayda vardır.

Yorum bırakın